Dünya -->

O görüntülerden sonra Facebook ve Youtube'a dava

Fransız Müslüman Konseyi  (The French Council of the Muslim Faith / CFCM), Yeni Zelanda’da iki camiye yönelik düzenlenen saldırıyı canlı yayınladıkları gerekçesiyle Facebook’u; bu görüntülerin yayınlanmasına izin verdiği gerekçesiyle de Youtube’u dava ettiğini duyurdu.



Fransız Müslüman Konseyi  (The French Council of the Muslim Faith / CFCM), Yeni Zelanda’da iki camiye yönelik düzenlenen saldırıyı canlı yayınladıkları gerekçesiyle Facebook’u; bu görüntülerin yayınlanmasına izin verdiği gerekçesiyle de Youtube’u dava ettiğini duyurdu.

Fransız Müslüman Konseyi, 15 Mart’ta Yeni Zelanda’ın Christchurch kentinde meydana gelen ve 51 Müslüman'ın katledildiği saldırıyla ilgili olarak, saldırı anının canlı yayınlandığı sosyal medya platformu Facebook’u dava ettiklerini duyurdu. Facebook’un "en fazla 200 kişinin canlı izlediğini" iddia ettiği videoyu 17 dakika sonra kaldırdığına yönelik açıklamasının gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Konsey, Facebook’un yayını kaldırmasının 29 dakika sürdüğünü ve bu durumun, "insan haysiyetini zedelediğini ve çocuklara kötü örnek olduğunu" belirterek, Facebook’u dava ettiklerini duyurdu.


Konsey, günümüzde, görüntü paylaşımı ve canlı yayın hizmeti sağlayan Facebook, Youtube ve Twitter gibi internet sitelerinin, uygunsuz ve şiddet içerikli görüntüleri kaldıran otomatik sistemleri olmasına rağmen bu sistemlerin yetersiz kaldığını belirterek; saldırı videolarının platformlarında yayınlanmasına olanak sağlayan Youtube’u da dava ettiklerini duyurdu.

AB de yaz-kış saati uygulamasından vazgeçti

Avrupa Parlamentosu, yaz-kış saati uygulamasının sonlandırılması için sunulan teklifi kabul etti.

 Teklifte Avrupa Birliği üyesi ülkelerden 2021'den itibaren yaz ya da kış saat diliminden birini seçip değişiklik yapmadan o saat dilimi içinde kalması isteniyor.

 Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği'nin yasama organı ancak aldığı kararlar tavsiye niteliği taşıyor, bağlayıcılığı bulunmuyor. Bu nedenle kararın üye ülkelerin hükümetleri tarafından da onaylanması gerekiyor.

 Ülkelerin uygulamaya devam etme seçeneği de bulunuyor ancak tüm üye ülkeler kararlarını 2020 yılının Nisan ayına kadar Avrupa Komisyonu'na bildirmek zorunda.

 Parlamenterler ve Avrupa Komisyonu üye ülkelerden, ekonomik karmaşayı en aza indirmek adına, birbirleriyle uyumlu seçimlerde bulunmalarını talep etti.

 BBC Türkçe’nin haberine göre AB yasaları uyarınca, 28 AB ülkesinin vatandaşları her Mart ayının son Pazar günü saatleri bir saat ileri alıyor. Kışın da saatler Ekim ayının son Pazar günü bir saat geriye çekiliyor. Yaz-kış saati uygulamasının kaldırılması teklifi, AB vatandaşlarının büyük bir bölümünün uygulamaya karşı olduğunun ortaya çıkması ardından Avrupa Komisyonu tarafından Parlamento'ya sunulmuştu. Ankete katılanların yüzde 84'ü uygulamanın kaldırılması yönünde görüş bildirmişti. Ankete katılan 4,6 milyon kişinin yüzde 70'inin Alman olduğu açıklanmıştı. Ancak Finlandiya'da da 70 binden fazla kişi imza toplayarak uygulamanın AB çapında kaldırılması talebinde bulunmuştu.


 2001'DEN BU YANA UYGULANIYOR

 Yaz-kış saati uygulaması AB'de 2001'den bu yana zorunlu bir uygulama. AB iç piyasasının daha düzenli çalışmasını ve enerji tüketimini azaltmayı amaçlıyor. AB içinde saat farkının az olmasının birlik içinde ticareti ve seyahatleri daha kolay hale getireceği savunuluyordu. Ayrıca yaz aylarında gün ışığından daha fazla faydalanarak yapay ışık tüketimini azaltmak hedefleniyordu. Ancak uygulama ile yapılan enerji tasarrufunun çok az miktarda olduğu ortaya çıktı. Ayrıca AB'nin en büyük ticaret ortaklarından Çin ve Rusya gibi ülkeler de yaz-kış saati uygulaması kullanmıyor. Ayrıca yapılan bilimsel araştırmalar saat değişiminin insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olduğunu ortaya koydu.

 Avrupa Parlamentosu'nun kararına göre üye ülkeler ya uygulamaya devam edecek ya da yaz ya da kış saatinden birini seçip yıl boyunca sabit tutacak. Yaz saatinde kalmak isteyen ülkeler saatlerini son kez 2021 yılının Mart ayında, kış saatinde kalmak isteyenler ise 2021 Ekim'de değiştirecek. Türkiye'de de Ekim 2017'de alınan kararla yaz-kış saati uygulaması kaldırılmıştı.

Aşısız çocukların kamusal alana çıkışı yasaklanacak

ABD’de New York’ta bir belediye, kızamık salgınının baş göstermesinin ardından aşılanmamış çocukların tüm kamusal alanlara girişini yasaklamanın yanı sıra olağan üstü hal ilan etmeye hazırlanıyor. 


 New York’a bağlı Rockland Belediyesi yöneticisi Ed Day, aşılanmamış çocukların kızamık, kabakulak ve kızamıkçık (MMR) aşısı alabilmesi için önümüzdeki gün gece yarısında başlayacak ve 30 gün boyunca uygulacak ilçe bazında olağanüstü hal ilan etmeyi planladıklarını açıkladı. Rockland halk sağlığı yetkilileri, ülkedeki aşı karşıtı hareketinin ve kızamık salgınlarının arasındaki bağlantıyı ettiklerini duyurdu.

 AŞIDAN ÖNCE YILDA 3-4 MİLYON VAKA GÖRÜLÜYORDU 

 Geçtiğimiz haftanın sonunda, ilçe yönetimi internet sitesine göre Manhattan'ın yaklaşık 50 kilometre kuzeyindeki Rockland'de 150'den fazla vaka doğrulandı. Veriler, bu vakaların yüzde 82'sinden fazlasının tek bir doz MMR aşısı almadığını ve en fazla vakanın yüzde 45 oranıyla 4-18 yaş arasındaki çocuklarda görüldüğünü gösterdi. Kızamığın çabuk bulaşan ve yaygınlaşan bir hastalık olduğu biliniyor. Kızamık aşısının ABD’de 1963 yılında yayılmasından önce, çoğu çocuk hastalığa yakalanıyordu. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nden gelen verilere göre, ABD'de her yıl yaklaşık 3 milyon ila 4 milyon hasta gözlemlenmekteydi.

 2000 YILINDA SONLANMIŞTI 

 2000 yılında ebeveynler çocuklarını aşılamaya başladıktan yaklaşık 40 yıl sonra ABD'de kızamığın ortadan kaldırıldığı ilan edildi. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri verileri, 2000'den 2018'e kadar, ABD'de yılda ortalama 140 kızamık vakası olduğunu göstermekte. 18 yıllık zaman dilimi içerisinde kaydedilen biri 2002'de, biri 2003'te ve biri de 2015'te olmak üzere üç ölüm vakası vardı. Ancak aşı karşıtlığı sebebiyle ülkede tekrar kızamık salgını yaşanmaya başladı.

Kaynak: Haber.sol.org.tr

Ajan krizi AB'ye sıçradı: Rus diplomatları sınır dışı ediyorlar

İngiltere ile Rusya arasındaki ajan suikastıyla başlayan diplomat krizi AB'ye de sıçradı. Almanya ve Fransa da Rus diplomatları sınır dışı ediyor

İngiltere, çifte Rus ajan Serrgey Skripal'in zehirlenmesine tepki olarak 23 Rus diplomatı sınır dışı etme kararı almıştı. Rusya, İngiltere'nin adımına aynı düzeyde karşılık verdi.

Ardından ABD Başkanı Donald Trump, ABD'deki 60 Rus diplomatın sınır dışı edileceğini ve Seattle'daki Rus Büyükelçiliği'nin kapatılacağını açıkladı.

Almanya ve Fransa da ülkelerinde bulunan 4 Rus diplomatın sınır dışı edileceğini açıkladı. Öte yandan, Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk, Avrupa Birliği'ne üye 14 ülkenin Rus diplomatları sınır dışı etme kararı aldığını duyurdu.

İngiltere Başbakanı May, yaptığı açıklamada Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile toplantılarının iptal edileceğini açıkladı.

RUSYA'DAN JET YANIT

Rusya ise yaptığı açıklamada en az 60 ABD'li diplomatı sınırdışı edeceklerini açıkladı.

Rus uzmandan ABD'ye tepki: Türkler onurlu ve şerefli bir millet!

Rus ulusal NTV televizyonu canlı yayın programında 2 ABD'li siyasi uzmanın, "Türkler dış politikada da pazarlık yapmayı sever" diye ifadeler kullanması üzerine Rus uzman Markov, "ABD'li uzmanlar ne yazık ki Türkiye hakkında hiç bir şey anlamıyorlar. Kesinlikle anlamıyorlar. Türkleri sokakta ticaret yapan insanlar olarak mı görüyorsunuz?! Türkler büyük bir millet! Türkiye zengin ve büyük tarihine sahip bir ülke. Türkler onurlu ve şerefli bir millet!" sert tepki verdi.

TÜRKİYE BİZİM AVRASYALI ORTAĞIMIZ

Markov, Washington'un bölgedeki politikaları nedeniyle Ankara'nın kendi ulusal güvenliği bakımından doğru adımlar attığını da sözlerine ekledi. Markov Rus-Türk ilişkilerinin önemini de vurgulayarak, "Türkiye ile çok ortak yönlerimiz var. Unutmayalım: Türkiye bizim Avrasyalı ortağımız." dedi.

Fransa Cumhurbaşkanını Seçti

Fransa yeni cumhurbaşkanı seçti, Fransa'da bugün ikinci turu gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, sandıktan yüzde 62.5 oyla Emmanuel Macron önde çıkarak yeni cumhurbaşkanı oldu.

Sonuçların açıklanmasından sonra ellerinde Fransa bayrağı ile Yürüyüş hareketinin renklerini taşıyan Macron taraftarları, kutlamaların yapılacağı Louvre Müzesi'nin önünde yer alan meydanı doldurdu.

FRANSA'DA AŞIRI SAĞ, TARİHİN EN YÜKSEK OY ORANINA ULAŞTI


İkinci turda Macron'un rakibi aşırı sağ Marine Le Pen'e verilen oylar ise yüzde 37.5'te kaldı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybeden Le Pen'in aldığı oy oranı ise aşırı sağın elde ettiği en yüksek oy oldu.

TARİHİN EN DÜŞÜK İKİNCİ KATILIMI


Seçimlere katılım oranı yüzde 74´de kaldı. Bu oran 1969 yılındaki ikinci tur seçimlerinden sonraki en düşük katılımlı seçim olarak kayıtlara geçti. 2012 yılında ikinci tur seçimlerine katılım oranı yüzde 80 olarak gerçekleşmişti.



 

Dünya basını İstanbul'daki saldırıyı böyle gördü

İstanbul Ortaköy'deki bir gece kulübüne düzenlenen terör saldırısı dış basında geniş yankı buldu. Birçok uluslararası yayın organı saldırıyı manşetlerine taşıdı.

BBC, İstanbul'daki terör saldırısını okuyucularına, "İstanbul'da gece kulübü saldırısı: 39 kişi öldü" başlığıyla manşetten duyurdu.



New York Times'ın manşetindeki haberin başlığı ise "İstanbul'daki gece kulübüne düzenlenen terör saldırısında en az 39 kişi öldü" oldu.



CNN International, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun sözlerine atıfta bulunarak, "Bir terör saldırısıyla karşı karşıyayız" başlığını attı.



Kanlı terör eylemi, İngiliz Guardian gazetesinin internet sitesinde, "İstanbul'da gece kulübü saldırısı... Polis yılbaşı arifesinde 39 kişiyi öldüren adamı arıyor" başlığıyla manşetten duyuruldu.



Business Insider, "İstanbul'daki gece kulübü saldırısında onlarca insan öldü" ifadelerini kullandı.



Amerikan televizyon kanalı Fox News, "Zalim ve acımasızca" ifadelerini kullandı.



Daily Mail internet sitesinde, "Katil Noel Baba" başlığını kullandı.

Avrupa ile yeni kriz kapıda



Avrupa Birliği'nin (AB), Avusturya hariç, tüm ülkelerinin yaşanan olumsuzluklara rağmen Türkiye ile üyelik müzakerelerinin devamından yana görüş bildirdiği bir ortamda Avrupa Parlamentosu (AP), Türkiye ile müzakere sürecinin ‘geçici olarak dondurulmasına' ilişkin bir kararı gündemine aldı.

Hürriyet’ten Güven Özalp’in haberine göre, AP'nin ikinci büyük grubu olan ve geçmişte Türkiye'nin üyeliğine sıcak bakan Sosyalistler ve Demokratların (S&D) inisiyatifiyle gündeme getirilen konuya ilişkin oturum 22 Kasım'da yapılacak. Askıya alma yönünde sonuç alınması halinde başta AP-Türkiye ilişkileri olmak üzere son derece olumsuz sonuçlar yaratma potansiyeli taşıyan karara ilişkin oylama ise 24 Kasım'da yapılacak.



S&D Başkanı Gianni Pittela, AB-Türkiye ilişkilerinde dönüm noktasında olunduğunun altını çizerek, “Türkiye ile üyelik müzakereleri geçici olarak dondurulmalı. Türk yetkililer demokrasi ve hukukun üstünlüğünü ihmal edip altını kazıdığı sürece bu ciddi adımların alternatifi yok” dedi. Kararın Türk halkına ya da Türkiye'ye karşı olmadığını savunan Pittella, “Türk halkı ve Türkiye için kapılar açık kalıyor ancak müzakereler için şu aşamada açık kalmamalı” diye konuştu.

KARARIN KABUL EDİLMESİ KESİN


S&D'nin yanı sıra AP'nin en büyük grubu Avrupa Halk Partisi'nin (EPP) ve bir zamanlar Türkiye'nin üyeliği için en ön sırada mücadele eden Liberallerin de destek veriyor olması kararın kabul edilmesine kesin gözüyle bakılmasına neden oluyor. Avrupa Muhafazakârlar ve Reformcular (ECR) grubu kararını oturum öncesinde netleştirecek. Müzakerelerin durdurulması konusunda ihtiyatlı bir yaklaşım sergileyen Yeşiller de pozisyonunu pazartesi belirleyecek. Karar, aşırı sağı oldukça memnun etmiş durumda.

BAĞLAYICILIĞI YOK AMA KARAR GÖRMEZDEN GELİNEMEZ


AP'nin üyelik müzakerelerinin askıya alınması konusunda yetkisi yok. Perşembe günü alınacak kararın hukuki bağlayıcılığı da söz konusu değil.

Bununla birlikte AP tarafından alınacak kararın tamamen görmezden gelinmesi de mümkün değil. AB liderleri aralık ayında yapılacak zirvede Türkiye'yle ilişkilerin geleceğini de ele alacak.

AP'nin kararı, bu toplantı açısından siyasi baskı oluşturma potansiyeli taşıyor. Kararın geçmesi durumunda Türkiye'nin tepkisinin de çok sert olması bekleniyor.

Suriye ordusu, Halep'te taarruza hazırlanıyor


Halep ve Suriye'nin kaderini belirleyecek askeri operasyona sayılı günler kaldı.

Al Masdar'a konuşan bir askeri kaynak, Suriye ordusu ile müttefikleri Hizbullah ve Hareket el-Nuceba'nın Halep'in güneyinde taarruza hazırlandığını açıkladı.

Kaynak, Hizbullah ve Iraklı milislerin Rusya'nın hava saldırılarını beklediğini de sözlerine ekledi.

Askeri kaynak, taarruzun yalnızca Güneybatı Halep'le sınırlı kalmayacağını, Suriye'nin tamamından toplanan asker ve milislerin Halep cephesine sevk edilidiğini söyledi.

Taarruza Kaplan Birlikleri, Cumhuriyet Muhafızları, 4'üncü Mekanize Tugayı, Hareket el-Nuceba ve Hizbullah katılacak.

Türkiye ile Irak Çatışabilir

İngiliz gazeteci ve dış politika uzmanı Patrick Cockburn Irak Başbakanı ile Ankara arasında süren sözlü atışmayı irdelediği yorumunda "Musul operasyonu Türkiye ile Irak arasında bir savaş başlatabilir" iddiasında bulundu.

Patrick Cockburn, Ankara ile Bağdat arasındaki mücadelenin "IŞİD sonrası bölgede gücün kimde olacağıyla ilgili" olduğunu savunarak Türkiye'nin pozisyonunu, "Türkiye kendini bölgedeki Sünni Araplar'ın koruyucusu olarak görüyor. Türkiye ayrıca PKK'nın Sincar'daki Yezidiler üzerinden artan etkisinden endişe ediyor" diye yazdı.

Cockburn yazısının devamında Erbil'deki bazı siyasi gözlemcilere atıf yaparak, bölgede, Türkiye'nin Musul operasyonuna askeri olarak müdahil olmayacağı görüşünün hakim olduğunu, ancak bu durumun Haşdi Şabi'nin Telafer'e saldırması ile değişebileceğini de belirtti.

 

Küba Büyükelçisi'nden kanser aşısı açıklaması

Küba'da geliştirilen kanser aşısı hakkında çıkan haberlere Küba'dan yanıt geldi.

Küba'nın Ankara Büyükelçisi Alberto Gonzalez Casals, CNN Türk'te yayımlanan "Kanser aşısından nasıl yararlanabiliriz" başlıklı haberle ilgili olarak, haberde konuşan ve Küba Sağlık Bakanlığı temsilcisi olduğu iddia edilen kişinin bu konuda konuşmaya yetkili olmadığını söyledi.

Haberde görüşlerine başvurulan Blanca Nieves Gracia Cruz'un İstanbul'da yaşadığı belirtilirken, bu kişinin hakkında Küba hükümeti ve Küba'nın Ankara Büyükelçiliği tarafından yasal süreç başlatıldığı kaydedildi.

Büyükelçi, Blanca'nın ya da ajansı Guantanamera'nın, bu tip bir yöneticilik için ne Küba'yla, ne de Küba kurumlarıyla bağlantıda olduğunu sözlerine ekledi.

Kübalı yetkililerin kanser aşısı meselesini profesyonel bir özenle ele aldığını söyleyen elçi, bunun hakkında açıklama yapmaya yetkili kılınanların da onlar olduğunu söyledi.

Casals, bu nedenle CNN Türk'te yayımlanan haberin ve haberde konuşan kadının profesyonel olmadıklarına ya da Kübalı bilim insanları ve doktorlarının verdiği yetkiyle konuşmadıklarına dikkat çekti.

Büyükelçi'nin dikkat çekici bir vurgusu da, Küba'nın bu aşıyı "aspirin gibi satmayacağı" ya da birinin kişisel faydası için kullanmayacağı oldu.

Casals, bu gerekçelerle ve hasta insanların kafasını karıştırmamak için, CNN Türk'ten haber videosunu yayından kaldırmasını talep etti.

CNN Türk, bu açıklama üzerine videoyu yayından kaldırdı.

Ankara'daki Küba Büyükelçiliği, kanser hastalarını Küba tıbbi hizmetler komisyonuna yönlendirmeye yetkili tek kurum. (Sol Portal)

Ali Rıza TAŞDELEN - Moskova, Tahran, Ankara ekseni

Batı Türkiye’yi konuşuyor. Özellikle, 24 Temmuz 2015’te TSK’nın Güneydoğu’da PKK’ya karşı başlattığı ve büyük bir başarıyla hendeklere gömdüğü PKK’nın acısını henüz sindirememişken, 15 Temmuz 2016’da Amerikancı, Fetullahçı darbe girişiminin ordu-millet işbirliği ile boşa çıkarılması ve FETÖ’cü çetelerin başta ordu, emniyet ve yargı olmak üzere devlet kurumlarından temizleme çabası bardağı iyice taşırmıştı.

Cin şişeden çıkmıştı; Türkiye’nin attığı her adım başta ABD olmak üzere Batı’nın alehine işliyordu. Türkiye ile Rusya’nın arasını açmaya yönelik ABD’nin (FETÖ’cü subayların) Rus uçağını düşürme girişimleri bir işe yaramamış, Türk-Rus ilişkileri Türkiye’nin vatansever çevreleri, özellikle de Vatan Partisi’nin çabalarıyla yeniden düzelme yoluna girmiş ticari, daha da önemlisi politik ve askeri alanda bir dizi anlaşmaya varılmıştı.
Erdoğan ve Putin’in görüşmeleri İran’ı da içine alarak Suriye’de gerçekten kirizi çözecek ve barışın önünü açacak bir kıvama gelmişti.

Ve ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde oluşturmak istediği Amerikan-İsrail Koridoru planını bozmak için Türk ordusunun başlattığı “Fırat Kalkanı” operasyonu Türkiye ile ABD (NATO)-AB ilişkilerini daha da gererek kopma noktasına getirdi.
Yukarda yazdıklarım elbette benim düşüncelerim. Ama aynı zamanda bu son 1 yıl içinde Türkiye’de ve bölgedeki gelişmeler Fransız basını, strateji ve askeri uzmanlar tarafından üç aşağı beş yukarı böyle görülüyor ve değerlendiriliyor.



AMERİKA BÖLGEDE YENİLDİ

Jean-paul-baquiast,blogs.mediapart.fr haber sitesinde şöyle yazıyor: “21 Ağustos’ta bir Fransız gazeteci televizyonda şöyle bir değerlendirme yapıyordu: Suriye’de Rusya’nın oyuna girmesiyle Amerika’nın bölgede askeri ve siyasi etkinliği gerilemiştir (...) Bu süreç önümüzdeki dönemde Avrupa’da da yaşanacaktır (...) Türkiye, Erdoğan’ın etkisiyle radikal bir viraja yönelmiş ve hızlı bir şekilde bir Moskova, Tahran ve Ankara ekseni oluşmuştur; bu eksen sadedece politik değil aynı zamanda askeridir (...) Amerika’dan daha etkili bir şekilde IŞİD’e karşı mücadele etmekte. ABD bölgede kesin bir geri çekilme içindedir. (...) Eğer Avrupa’da statejistler varsa, kör bir Putin düşmanlığını bırakmalı, ortak bir çıkara sahip olan Rusya, İran ve Türkiye’ye yanaşmalıdır.”
Fransız basınından yukardaki değerlendirmelere benzer daha bir çok örnek verebiliriz.

FRANSA OYUN DIŞI

Aynı zamanda Fransa’nın Suriye politikasının nasıl bir fiyasko ile sonuçlandığı sıkça rasladığımız değerlendirmeler arasındadır. Fransa’nın nasıl ABD’nin peşine takılarak bir iki haftada Suriye’de Esat’ı devirme hayaline kapıldığı, “ılımlı” dedikleri muhalifleri (Özgür Suriye Ordusu) eğitip silahlandırdıkları, sonra bu silahların nasıl cihatçı çetelerin ve IŞİD’ın eline geçtiğini, ABD ve Rusya’nın Suriye krizini görüşmelerinde Fransa’yı oyun dışı bıraktıklarını, Fransa’nın bölgede artık sözünün geçmediğini yazıp çiziyorlar.
Gelinen aşamada artık Fransa’nın “Esat gitsin” söyleminden vazgeçtiği, sorunun çözümünün askeri değil politik ve diplomatik olduğu değerlendirmeleri de yapılıyor.
Esat’ın danışmanlarından Bouthaïna Chabaane doğrulamasada, prochetmoyen-orient.ch Jeostratejik Gözlemevi sitesi Yazı İşleri Müdürü Richard Labévière’in önümüzdeki günlerde Erdoğan ve Esat görüşecekler iddiası da kayda değer.

ALİ RIZA TAŞDELEN / PARİS

PERU VE GÜNEY AMERİKA ÜLKELERİNDE #NİUNAMENOS #BİRİMİZ EKSİLMESİN SLOGANIYLA YÜRÜYÜŞLER DÜZENLENDİ

Geçtiğimiz Cumartesi, 50 bin kişi Peru’nun başkentine ve sekiz diğer kente yürüyerek kadına yönelik şiddeti ve hukuk sisteminin taleplere kayıtsız kalmasını protesto etti.

Peru’nun başkentine ve sekiz diğer kentte 50 bin kişi, kadına yönelik şiddeti protesto etti.

Resmi makamlar kadına yönelik şiddete karşı gerçekleştirilen eylemin büyüklüğünün Peru’da bir ilk olduğunu söyleyerek, kadın örgütlerinin erkek faillere çok hafif cezalar verildiğini savunduğu son günlerdeki birkaç sansasyonel olayı takibe aldı.

Peru yargı sisteminin başındaki isim Victor Ticona, "Bugün, 13 Ağustos, ülke için tarihi bir gün çünkü bugün, bir kırılma noktası ve kadınların, özellikle şiddet sebebiyle acı çekmesinin kökünü kurutacak yeni bir kültürün başlangıcı” dedi.

Ticona, kurulacak bir yargıç komisyonunun, eylemciler arasından temsilciler alacağını da belirtti.

Yeni seçilen başbakan Pedro Pablo Kuczynski, eşi Nancy Lange ile birlikte eylemde yer aldı.

#NİUNAMENOS #BİRİMİZ EKSİLMESİN

Kuczynski; "Peru’da kimseye şiddet uygulansın istemeyiz, özellikle de kadınlar ve çocuklara.” dedi.

Aynı gün daha erken saatlerde Kuczynski, hükümetinin “kadınların şiddeti ihbar edebileceği olanaklar yaratacağını, zira istismarın şikayetlerin dile getirilemediği ve öfkenin sessizliğe gömüldüğü çevrelerde ortaya çıktığını” belirtmişti.

Peru'daki yürüyüşü takiben Arjantin ve Brezilya gibi diğer Güney Amerila ülkelerinde de kadına yönelik şiddete karşı #NiUnaMenos — #BirimizEksilmesin sloganıyla protestolar düzenlendi. ( Kaynak: Sol Haber )

 

SURİYE ORDUSU HALEP'TE CİHATÇILARA KARŞI SALDIRIYA GEÇTİ.

Suriye ordusu Halep'te cihatçılara karşı saldırıya geçti.Suriye ordusu, Hizbullah ve milis güçlerinin de desteğiyle Halep kentinde beklenen saldırıyı başlattı.

Fetih Ordusu'nun kontrolündeki bölgelere yapılan saldırıda, Ramuse bölgesinin bir kısmı ele geçirilirken, cihatçıların karşı saldırısı da püskürtüldü.

Suriye ordusunun 4 taraftan saldırıya geçtiği ve ilerlemeyi sürdürdüğü aktarılıyor.

Rusya'nın bölgedeki hava saldırıları da sürüyor.

Miloseviç savaş suçlarından aklandı

Yugoslavya'nın son lideri Miloseviç, uluslararası mahkeme tarafından "rehabilite" edildi, ancak "soykırım suçlusu" olarak damgalanan Miloseviç hakkında medya suskunluğu sürüyor.

Eski Yugoslavya için Uluslararası Ceza Mahkemesi, Yugoslavya'nın son başkanı Slobodan Miloseviç'in "savaş suçlusu" olduğuna ilişkin yeterli kanıt bulunmadığına karar vermesine rağmen, medya bu konuda suskun.

Mart ayında Radovan Karadzic'in savaş suçundan 40 yıl cezaya çarptırılma kararı ile aynı zamanda, Miloseviç'in 1992-95 Bosna Savaşı sırasında Müslümanların ve Hırvatların etnik temizliğine ilişkin ortak plana iştirak ettiğine dair yeterli kanıt olmadığına da hükmedilmişti.

Hatta mahkeme, bunun tersinin doğru olabileceğini belirtmişti.

Ancak Batı ve Türk medyasında "Sırp kasabı", "Balkan kasabı" olarak nitelendirilen Miloseviç hakkındaki bu karara ilişkin "medya karartması" sürüyor.

2001 yılında tutuklanan Miloseviç, yargılandığı süre boyunca hakkındaki suçlamları reddetti, 2006 yılında ise hapishane hücresinde şüpheli bir şekilde öldü.

Mahkeme kararında, Sırp ve Bosnalı Sırp liderlerle görüşen Miloseviç'in, tüm diğer ulusların ve etnik grupların korunması gerektiğini, ayrıca Sırpların ulusal çıkarlarının ayrımcılık olmadığını söylediği aktarılıyor.

Yine kararda, Yugoslav liderin, Bosnalı Sırpları savaşı bitirmeye ikna etmek için uğraştığı da vurgulanıyor.

Mart ayında verilen bu mahkeme kararı, gazeteci Andy Wilcoxson'ın araştırmaları sonucunda Temmuz ayının sonunda ortaya çıkartıldı.

Ancak NATO tarafından şeytanlaştırılan ve "Hitler" yerine konan Miloseviç hakkındaki bu karar, dünya ve Türk medyasında yer almadı.

Kaynak: haber sol org tr

Irak'ta IŞİD militanlarına ait bir toplu mezar bulundu

Irak Bakanlar Kurulu Genel Sekreteryası tarafından yapılan yazılı açıklamada, ''Sağlık Bakanlığı'na bağlı adli tıp ekibi, Ortak Operasyonlar Komutanlığı ile Irak ordusuna bağlı güvenlik güçlerinin desteğiyle Anbar'ın Cezire el-Halidiye bölgesinde bulunan 100 cesedin yer aldığı toplu mezarda incelemeler bulundu'' ifadeleri yer aldı.

Sputnik'in haberine göre, toplu mezardaki cesetlerin kenti kurtarma operasyonu sırasında öldürülen IŞİD militanlarına ait olduğu belirtilerek, ''Mezardaki cesetlerin çoğu söz konusu bölgenin geri alınması sırasında öldürülen IŞİD militanlarına aittir. Güvenlik güçleri bölgeye girerken, örgüt zaman kaybı yaşamamak için acele bir şekilde hayatını kaybeden militanları toplu bir şekilde gömmüş" ifadelerine yer verildi.

Bağdat Ortak Operasyonlar Komutanlığı'nda görevli Yüzbaşı Sefa Ubeydi, "Irak ordusuna bağlı güvenlik güçlerinin ilerleme kaydetmesi üzerine örgüt panikledi, hemen ölülerini toplu bir şekilde gömerek kaçtı" şeklinde konuştu.

‘BİRÇOK MİLİTAN FIRAT NEHRİ'NE ATILDI'

IŞİD'in ağır darbeler aldığı bölgelerde, zafiyetinin ortaya çıkmaması için birçok militanını Fırat Nehri'ne attığını da dile getiren Ubeydi, örgütün diğer militanların moralinin bozulmaması için bu taktiği uyguladığını kaydetti.

Irak ordusuna bağlı güvenlik güçleri geçen hafta, Anbar'ın Ramadi kentine bağlı Cezire el-Halidiye bölgesini IŞİD'ten tamamen geri alındığını duyurmuştu.

 
© Copyright 2019 Kemalistler | All Right Reserved